Masumiyet çoğu zaman bir armağan sanılır; oysa her armağan gibi onun da görünmez bir bedeli vardır. Çünkü saf kalmanın, kimseye kötülük etmeden yaşamanın, sessizce iyilikle var olmanın bile bir ağırlığı olur. Görünmezdir o yük, ama taşıyanın omuzlarını her gün biraz daha eğer. Bu, suçluların değil; suskunların, katlanarak var olanların, kendi sessizliğinin içinde ağırlaşan kalplerin hikâyesidir. Birinin günahı bir başkasının kaderine, birinin pişmanlığı bir başkasının omzuna yük olur. İnsan bazen yalnızca kendi geçmişini değil, başkalarının affedilmemişliğini de taşır durur ömür boyu. Belki de dünyanın düzeni hep böyle kuruludur. Bağıranlar unutulur; oysa sessiz kalanlar en saf, en savunmasız olanlar hafızanın en derin yerine kazınır. Masumiyet yalnızca bir temizlik değil, bir sınavdır ve her sınavın sonunda mutlaka bir yük kalır. Bu romanı okurken, daha önce hiç bilmediğiniz ya da farkında olmadığınız bir canlıyı ve insanı yeniden tanıyacaksınız. Ve çoğunuz, kitabı kapatırken içinizden yalnızca şunu fısıldayacaksınız: “Çok masum değiller mi bu kadar yük için…”